ALEVİ BİR İŞADAMININ ALEVİLİK TANIMI
ALEVİLİK BİR DİN DEĞİLDİR
Aleviler İslam'dır.Alevilik bir yoldur.Bu yol peygamberimiz Hz. Muhammed
(SAV)'in yoludur.4. Halifeye,Ehli beyte ve sevgili peygamberimiz Hz.
Muhammed (SAV)'in sevgili torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e
bağlıyız.Kitabımız Kuran'ı Kerim'dir,Mabedimiz camilerdir.Aleviler
ibadetlerini camilerde ve her Müslüman gibi evinde de yerine
getirirler.Aleviler sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed'in sünnet-i
seniyyelerini büyük bir huşû içinde yaşamaktadırlar.
ALEVİLERİN YAŞAM ŞEKLİ (TAHALLÂK-U Bİ AHLÂK-I ALLAH)
Aleviler Allah ahlakı ile ahlaklanmaktadırlar
.Aleviler, devletine ordusuna, milletine, sıkı sıkıya bağlı
,vatansever birinci sınıf vatandaştırlar.Ülke ekonomisine de büyük
katkı sağlamaktadırlar ve sağlamaya büyük azimle,şevkle,gayretle devam
edeceklerdir.Alevi toplumu , ekonomimizin büyük,küçük sanayici ve
işadamlarını büyük bir azimle ve gayretle desteklemektedirler.
CEM ÇANKAYA (07.01.2004, MİLLİYET)
KİM DEMİŞ ALEVİLER NAMAZ KILMAZ DİYE !

Alevi Bir Yazarın Dilinden " Alevilik ve Ehl-i Beyt " Üzerine Bir
Eser
Özellikle Alevi Kardeşlerimize Öneririz !
Neden
"Alevilik" ve "Ehl-i Beyt?", "Alevilik Müslümanlık mı?" Niçin
böyle bir kitaba ihtiyaç duyuldu? Bu konuda çok inceleme ve
araştırma yapıldı, çok kitap yayılandı. Bizim çalışmamız ne
ilk ne de son olacaktır. Amacımız yeni bir tartışma başlatmak
değil, süregelen tartışma ortamı içersinde zemini farklı
yönlere kaydırılmak istenen Aleviliği gerçek zeminine
oturtabilmektir. Gördüğümüz kadarıyla bu yayınlarda
niyetlere göre yorumlar da farklı olabiliyor.Bize göre bazı
yazarlar maalesef meseleye, nasıl görmek istiyorlarsa öyle
bakıyorlar. Halbuki bu yaklaşım doğru ve objektif bir
yaklaşım değildir.
Yine şunu
üzülerek görüyoruz ki, konuya menfi bir tavırla yaklaşanları
başında yabancı ideoloji mensupları geliyor. Onlar için bu
tür konular, hedefe götüren bir vasıtadan ibarettir.İşin içinde
memleketi karıştırıp, milleti düşman kamplara ayırmak isteyen dış
güçlerin varlığı ayan-beyan ortada.
Ve yine
"Aleviliği" ve "Ehl-i Beyti" siyasi menfaatlerine alet etmek
isteyenler var. Onu, dini kimliğinden ayırıp bir felsefi teori
gibi göstermek isteyenler var¦
|
 |
Özellikle bazı
yazarları Aleviliği islam dışı bir inanış biçimi gibi gösterme gayretleri,
kendisini Müslüman olarak gören ve elinden geldiği kadarıyla da inancını
yaşamaya çalışan milyonlarca insanımızı rencide ediyor. işte bu yüzden
'Alevilik Müslümanlık mı?' derken, onları içinden birisi olarak bu
konuyu öz kaynaklarına dayanarak irdelemeye çalıştık. Alevi-islam
ilişkisini kurmaya çalışırken özellikle hepimizi birleştiren ve aynı
ortak paydada buluşturan "Ehl-i Beyt" sevgisi üzerinde durduk.
Günümüzde şunu da
üzülerek görüyoruz ki asırlardır aynı Allah'a, aynı Kitab'a, aynı
Peygamber'e inanan, aynı kıbleye yönelen, sevinçte ve tasada aynı
duyguları yaşayan bu vatanı insanları ne hikmetse bugün ayrı din
mensupları gibi gösterilmeye çalışılıyor. Sanki bir tarafta "Ehl-i
beyt" taraftarları, diğer tarafta "Ehl-i beyt" karşıtı insanlar varmış
gibi lanse ediliyor.
Tabi bütün bu toz-
duman bulutunun arasıda kaybolan, kendi değerlerinden, kültüründen
uzaklaşmış bir gençliğin feryadı ise kulakları tırmalıyor. Kendi kültürünü
tanımayan gençlerin bir kısmı, ideolojik akımlar ve misyoner tuzakları
için kolay bir av olabiliyor. işte son günlerde medyaya yansıyan haberler
de vehametin ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu gösteriyor.
Yeni nesillerin
arayış içinde oldukları gün gibi ortada. inancını tayin etmeye çalışan,
"Ben neyim?", "Müslüman mıyım?", "O halde Müslümanlık nedir?", "Aleviliğin
dindeki yeri nedir?", "Ehl-i beyt nedir? Kimlerdir?" gibi soruları
kendisine soran, sorgulayan bir gençlikle karşı karşıyayız!
Dolayısıyla bütün
bu olan bitenlere kayıtsız kalmak mümkün değildir. Bu işi istismar
edenlerin meydanda cirit attığı bir dönemde, artık bu işin gerçek
sahiplerinin, işin erbabı ilim adamları meseleye el koymaları zamanı
gelmiş de geçmek üzeredir bile.
Yine bizi bu
sahada yazmaya zorunlu kılan sebeplerden biri de bulunduğumuz çevredeki
gözlemlerimizdir. Gözlemlediğimiz kadarıyla, bu inanç ve değerleri
taşıdığını söyleyen insanlar, maalesef gerekli bilgi ve donanıma sahip
değildir.
"Ehl-i beyt
nedir?" , "12 imamlar kimlerdir?", "Bu insanlar nasıl bir hayat
yaşamış? Neye hizmet etmişlerdir?" gibi soruları cevabı ne yazık
ki çoğu zaman yanıtıı bulamamıştır.
Tabi, bilmemek
ayıp değil, öğrenmemek ayıptır. Bu ayıptan kurtulmanı yolu da yine Hz. Ali
Efendimizde ifadesini bulan ilim ve irfan yoludur.
"Bana bir harf
öğretenin kölesi olurum" diyen Hz. Ali' yi örnek alan bizler, binlerce
harf öğreten ilim-irfan sahiplerinin, öğretmenlerin ve kitapları takipçisi
olabilmeliyiz. Zamanı bu bilgi çağında, her türlü hurafe ve kulaktan dolma
asılsız bilgiler yerine doğru ve güvenilir kaynaklara yönelmeliyiz.
Bizim de gayemiz,
temel kaynaklar ışığında bir nebze de olsa hakikate giden yolu
gösterebilmektir. Alevilik adına yetkili-yetkisiz, bilen-bilmeyen herkesin
çıkıp konuştuğu şu ortamda, işin içersinde olan ve yıllardır bu konularda
araştırma ve gözlem yapan biri olarak siyasi ve ticari hiçbir amaç
gütmeden tamamen saf bir niyetle karanlığa bir mum da biz yakmak istedik.
Mevzuyu, kendisine zorla yakıştırılmak istenen siyasi, ideolojik, felsefi
ve hayali paslarından arındırıp ilmi ve objektif olarak incelemekte fayda
gördük. Bu ümit ve temenniyle yola çıktığımız bu alanda böylesine mütevazi
bir eser ortaya çıktı.
Yüce Rabbimden
niyazım, bu eserin hayırlara vesile olmasıdır. Gayret bizden, başarı ve
lütuf Allah' tandır. İHSAN ÜNLÜ
|
İslam
dIşI gösterilmeye karşI çIkan AlevIler federasyon kurdu
Aleviliği İslam dışı gösteren
açıklamalar Alevi toplumunu hareketlendirdi. ‘Müslümanız’ diyen
vakıflar birleşerek ortak hareket etme kararı aldı.
Bu
çerçevede 9 Alevi vakfı, Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) adı
verilen yeni bir oluşum gerçekleştirdi. Federasyona katılmak isteyen
vakıfların İslam’ın temel değerleri olan Allah inancına sahip
olması, Hz. Muhammed’in peygamber ve Hz. Ali’nin de O’nun halifesi
olduğu gerçeğini kabul etmeleri gerekiyor. Geçtiğimiz hafta
kuruluş sürecini tamamlayan federasyonun Genel Başkanı Doğan Bermek,
amaçlarının Alevi-İslam inancını yaşatmak ve yaymak olduğunu ifade
etti. Bermek, Aleviliği İslam dışı göstermeye çalışanlara tepki
gösterirken, “Onlar Aleviliği kendi ideolojileri ve siyasi
amaçlarına alet etmek istiyorlar. Federasyonun kurulmasına bizim
katkımız yüzde 45 ise onlarınki yüzde 55. Onlar konuştukça Aleviler
bize yöneliyor.” dedi. Bermek, Alevilere İslam inancının öğretilmesi
için Diyanet ve ilahiyat fakültelerinden destek beklediklerini
vurguluyor.
Aleviliğin tanımına yönelik tartışmalar 1990’lı yılların ortalarında
başladı. Faik Bulut’un “Ali’siz Alevilik” iddiasıyla başlayan
tartışmalar, Alevi Bektaşi Birlikleri Federasyonu (ABBF) Genel
Başkanı Ali Doğan’ın “Alevilik, İslam dışıdır.” sözleriyle yeni bir
boyut kazandı. Aynı dönemde Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu
Genel Başkanı Turgut Öker de Ali Doğan’ı destekleyen açıklamalarda
bulundu ve mecburi din derslerinin kaldırılması için kampanya
başlattı. Erdoğan Çınar’ın, Alevilerin, insanın maymundan
evrimleştiğini ileri süren Darwin teorisine binlerce yıldır
inandığını ileri sürmesi; Erdoğan Aydın’ın ise Alevilikteki Hz. Ali
ile gerçekteki Hz. Ali’nin farklı kişiler olduğunu iddia etmesi ve
12 İmam’a yönelik eleştirileri tartışmaları doruk noktaya çıkardı.
Son olarak sosyolog Kamil Fırat’ın yaptığı ‘Kentleşen Aleviler’ adlı
araştırmasıyla, Alevilerin “Dinsel kimliğinizi nasıl açıklarsınız?”
sorusuna cevap olarak yüzde 34,5’inin sadece “Alevi”, yüzde 32’sinin
“hem Müslüman, hem Alevi” ve salt “Müslüman’ım” diyenlerin ise yüzde
12,1 olduğu ortaya çıktı. Aynı araştırmada ateist olduğunu ifade
edenlerin oranı ise yüzde 14,6 çıktı.
Doğan
Bermek, Alevileri İslam dışı göstermeye yönelik tartışmaların bir
taraftan Alevileri üzerken, diğer yandan ise faydalı sonuçların
ortaya çıkmasına vesile olduğunu söyledi. “Aleviler bu tartışmalar
sebebiyle İslam’ı daha çok araştırmaya başladılar.” diyen AVF Genel
Başkanı, söz konusu iddiaları ortaya atanlara ise şu soruyu
yöneltiyor: “Cemlerimizde Allah, Muhammed, Ali diyoruz. Madem
Alevilik İslam dışı, öyleyse Cem’de ne söylüyorsunuz?”
AVF
Genel Başkanı Bermek, Alevi İslam inancının yaşatılmasını amaç
edinen federasyona şu ana kadar Türkiye’de faaliyet gösteren 17
Alevi vakfından 9’unun katıldığını ve 5 vakfın da üyelik için
gerekli yasal düzenlemeleri gerçekleştirme aşamasında olduğunu
belirtti.
Birliğe ilk aşamada 9 vakıf katıldı
Federasyona
ilk aşamada Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı (Cem Vakfı),
Anadolu Bilim Kültür ve Cem Vakfı, Gazi Kültür Vakfı, Haydar Eren
Kültür ve Eğitim Vakfı, Kartal Cemevi Kültür Eğitim ve Sosyal
Dayanışma Vakfı, Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı, Adalar Cem Vakfı,
Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür
Vakfı’nın katıldığını kaydeden Bermek, federasyon kuruluşu
başvurusunu temmuzun ilk haftasında İstanbul Valiliği’ne
yaptıklarını söyledi. Bermek, Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr.
İzzettin Doğan’ın ‘onursal başkan’ olduğu federasyona,
Aleviliğin
tanımında anlaşamadıkları için Mürteza Demir’in genel başkanı olduğu
Pir Sultan Abdal, 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı’nı, Ali Doğan’ın
genel başkanı olduğu Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve
Fermani Altun’un genel başkanı olduğu Dünya Ehl-i Beyt Vakfı’nı
davet etmediklerini kaydetti.Doğan Bermek, federasyonun devletin muhatap kabul edebileceği marjinal
olmayan bir kuruluş olduğunu ifade ediyor. Alevilerin sorunlarını
kamuoyunun gündemine taşımayı amaçladıklarını belirten AVF Genel
Başkanı, şunları kaydediyor: “Alevi İslam inancını benimsemiş
insanlarımızın inançlarını öğrenebilmeleri için çalışacağız. Bu
konuda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve ilahiyat fakültelerinin
desteğini istiyoruz.” ( 16.07.2005
Tarihli Gazeteler)
|
Sivas'ta birlik ateşi
Ankara'da
faaliyet gösteren Sivaslı Alevi ve Sünni kimlikli sivil
toplum örgütleri, bu imajı silmek için federasyon çatısı
altında bir araya geldi
İktidarı ve muhalefetiyle siyasi parti liderlerinin
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel
Kurulu'nda el ele tutuşarak verdikleri poz, övgüyü hak
etmişti. 'Asrın fotoğrafları' galerisindeki yerini de
itirazsız almıştı. İşte, özlenen bu tablonun benzeri,
sessiz sedasız sergilendi geçenlerde. Adlarının önünde
'Sivas' bulunan Ankara'daki sivil toplum örgütleri,
anlamlı bir birlikteliğe imza attı. Mezhep
farklılıklarını (Alevi-Sünni) zenginlik sayan 11 dernek,
federasyon çatısı altında toplandı. 'Kardeşlik ve barış'
sloganıyla yola çıkan Ankara Sivaslı Dernekler
Federasyonu (ASİDEF), 13 yıldır gerginlik konusu olan
'Madımak' hadisesinin yerleştirdiği olumsuz havayı
dağıtmayı da amaçları arasına koydu.
Kuşkusuz, Sivas
ile bağlantılı olması ASİDEF'i anlamlı kılıyor. Öyle ya,
tarih boyunca mezhep farklılıklarının odağındaki hassas
şehirdi Sivas, bu süreçte 37 kişinin ölümüyle
neticelenen 'Madımak hadiseyle' anılır oldu. 2 Temmuz
1993'te Madımak Oteli'nden yükselen alev, henüz
dindirilemedi. Acıları tazelemekten öteye gitmeyen
"Yakanlardan mısın, yakılanlardan mısın?" yollu soruya
da, sürekli Sivaslıları muhatap etti.
Federasyon
fikri, bütün bu algılamalardan duyulan rahatsızlığı tek
başına ifade etmeye yetiyor. Fikrin oluşması ve hayata
geçirilmesi kolay olmadı elbette, zorlu bir süreç
izledi. Sivas, göç veren bir şehirdi; büyük şehirlerde
kümeleşenler daha çok 'ideolojik, inanç ve siyasi'
kimliklerin öne çıktığı örgütler vasıtasıyla kendini
ifade etme yolunu seçiyordu. Hem, bu farklılıklar,
köy-ilçe derneklerinde Sivas'ta olmadığı kadar keskindi.
11 dernek yöneticisi, böyle bir atmosferde sık sık bir
araya geldi. Konu, 15 ay boyunca enine boyuna
tartışıldı. Derneklerin kendi içlerinden gelen kimi
itirazlar göğüslendi bu arada. "Tutmaz." diyenler oldu.
Diğerine taviz verileceğinden endişe edenler de.
Neticede, 'ötekini farklılıklarıyla kabul etme'
akılcılığında uzlaşıldı ve federasyon kuruldu.
Federasyon çatısı, geniş kitlelere hitap eden şu
derneklerden oluştu: Sivas Kültürel ve Sosyal
Yardımlaşma Derneği; Divriği Kültür Derneği; Zaralılar
Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği; İmranlı Merkez
Köyleri Kültür, Yardımlaşma, Dayanışma, Derneği; İmranlı
Kültür ve Dayanışma Derneği; Suşehri Kültür ve Dayanışma
Derneği; Koyulhisar ve Köyleri Kültür, Dayanışma
Derneği; Kangal Birliği Derneği; Yıldızeli İlçesini
Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği; Ankara Gürünlüler
Derneği; Gölova Kültür ve Dayanışma Derneği.
KARDEŞLİK İÇİN SİVAS MODELİ
Hassasiyetler,
federasyon tüzüğünde de yer buldu. Buna göre, federasyon
yönetim kurulu bütün dernekleri temsil eden 11 üyeden
oluştu. Başkan ve diğer kademelerdeki görevlendirmelerde
denge gözetildi. Yine, federasyon seçimlerine her dernek
eşit sayıda delege gönderecek. Kararlar ise oy
çokluğuyla değil oy birliğiyle alınacak.
Federasyon, kamuoyunun önüne 'Birlik ve Kardeşlik İçin
Sivas Modeli' başlıklı bir duyuru ile çıktı. Kurucu
derneklerin onayı alınarak hazırlanan duyuruda, amacın
ne olduğuna vurgu yapılıyor: "İleriye dönük vizyonumuz,
geniş tabanlı bir sivil toplum örgütü oluşturarak
yöremizin gelişmesine yardımcı olmak, toplumsal barışa
katkıda bulunmaktır. Uzun vadeli düşünüldüğünde asıl
kazancımız uzlaşma ve beraberlik ekseninde olacaktır.
Farklılıklarımızı tabii buluyor, kültürel zenginlik ve
çeşitlilik olarak algılıyor, saygı ve karşılıklı
anlayışla bunları kabulleniyoruz. Birbirimizi öğrenme
sürecini başlatıyoruz." Duyuruda, "Madımak" vurgusu da
dikkat çekiyor. Burada, Sivas'ın ve Sivaslıların
yaşadığı acı tecrübelerin kesinlikle unutulmayacağına
vurgu yapılıyor: "Her Sivaslı bundan ders çıkarmalı.
Yakın geçmişimizdeki Madımak gibi Sivaslıları derinden
etkileyen hadiselerin bir daha yaşanmasını istemiyoruz.
Çağımızın gerisinde kalan Alevi-Sünni çekişmelerine,
yapay sağ-sol ayrımına ve kardeşi kardeşe düşüren kısır
çekişmelere artık dur diyeceğiz. Hacı Bayram Velilerin,
Hacı Bektaşi Velilerin, Pir Sultan Abdalların,
Mevlanaların Yunus Emrelerin hoşgörü anlayışını
yaşatacağız."
ASİDEF'in Kurucu Genel Başkanı Doğan Ürgüp, kuruluş
sürecini anlatırken, Türkiye ve Sivas'ın geleceği
açısından önemli bir adım attıklarını belirtiyor.
'Alevi-Sünni' ayrımının gerçekte halk arasında
olmadığını göstermek istediklerini söylerken de ekliyor:
"Herkes birbirini olduğu gibi kabul etti, ahengimiz de
iyi. İnanç farklılıklarını, kültürel zenginlik olarak
görüyoruz. Sivas'taki birlik-beraberlik diğer
yerlerdekinden daha önemlidir. Kimse, Madımak hadisesini
tasvip etmiyor. İnsanlık dramı, neticede ölenler
insandır. Bunun üzerinden gerginlikler yaşanmamalı,
farklılıklarımız husumet sebebi olmamalı. Yeni başladık,
çok önemli adımlar atacağız. Yurt içindeki ve yurt
dışındaki sivil toplum örgütlerinden de benzeri
birliktelikleri bekliyoruz."
Federasyon İkinci
Başkanı Muharrem Ülger (Divriği Kültür Derneği Başkanı)
da aynı mesajları veriyor. Madımak hadisesinden sonra
'Sivaslıyım' diyen herkesin, "Yakandan mısın, yakılandan
mısın?" sorusuna muhatap kaldığından yakınan Ülger,
bunun gibi olumsuzlukları ortadan kaldırmayı
hedeflediklerini aktarıyor: "Yakanlarla yakılanların bir
araya gelmesi değildir bu. O dönemin sorumluluk
makamındakileri yani yakanları sorgulayanlar bir araya
gelmiştir. Üç Sünni, beş sağcı yaptı diyemeyiz. Karanlık
güçler tarafından yapılmış, organize edilmiştir.
İnsanlık ayıbını birlikte ortadan kaldıracağız. Bu yapı,
ileride Türkiye'ye örnek olacaktır. Yıllar önce yaşanan
mezhep çekişmelerini de geride bırakacak bir sürece
girdik. Birilerinin manevra alanı da boşa çıkacak. Bir
kültürün diğerini yutması değildir, yaptığımız."
ASİDEF'in işi zor kuşkusuz, olaya farklı kaygılarla
yaklaşanlar çıkacak. Belki, zaman zaman tartışmalar
yaşanacak. Yine de, girişime öncülük edenler
'federasyonun bundan sonra atacağı adımların önemli'
olduğunu hatırlatıyor. Bu çevrede, ilk ciddi sınav 2
Temmuz'da verilecek; 'Madımak' konusunda ortak bir
bildiriyle kamuoyuna seslenilecek. Anlaşılan,
Sivaslılar, Türkiye için gerçekten hayati bir
sorumluluğu yüklenmiş bulunuyor. Bakalım, semahlar,
deyişler ve âşıkların sazındaki 'insan sevgisi' pratiğe
dökülebilecek mi?
“GELİN CANLAR BİR OLALIM”
Kuruluşu gibi ASİDEF'in Ankara'daki tanıtım toplantısı
da ilgi gördü. Annesi Sivas-Zaralı olan Ankara Ticaret
Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün'ün ev sahipliğinde
gerçekleşen toplantıya, çok sayıda Sivaslı, Alevi ve
Sünni kesimin temsilcisi ile siyasi katıldı. Oluşumla
ilgili, birlik-beraberlik mesajları içeren görüşler ise
şöyle…
ABDÜLLATİF ŞENER (Başbakan Yardımcısı): Ülkeye
öteden beri hâkim olan, herkesin enerjisini birbirini
tüketmek için harcadığı geleneksel üslup değişmeli. Bu
siyaset tarzı ortadan kalkmalı. Bu ülkede 70 milyon
canlınız var. Her biri, uzvunuz gibi sizden bir
parçadır. Mevlana, "Aşksız- sevgisiz geçen bir ömrü ömür
saymam" diyor. Bunun toplumsal kültüre dönüştüğü dönemde
Anadolu bize vatan haline gelmiştir. Çekişme dönemleri,
güçsüzlük kaynağı olmuştur. ASİDEF çatısı altında atılan
adımı, önemli bir hadise olarak algılıyorum.
Sivaslıların attığı adım umarım Türkiye geneline
yayılır.
MUHSİN YAZICIOĞLU (BBP Genel Başkanı):
Birçokları farkında olmayabilir ama çok önemli ve
yürekli bir adım. Umarım, gün gelir benzeri bütün sivil
toplum örgütleri, "Kavgaları, kinleri, nefretleri
atıyoruz." der. Bir dönem, Türkiye'ye sığmadık,
'kahrolsun' diye bağırdık birbirimize. Sonunda 2,5
metrekarelik hücreleri paylaşmak zorunda kaldık.
Hücreleri paylaşanlar, neden Türkiye'yi paylaşmasın?
Kavgaları paylaşanlar, neden hoşgörüyü-sevgiyi
paylaşmasın? Ön yargılarımızda arınmak, el ele
tutuşmaktan geçiyor. Alevisiyle Sünnisiyle Türkiye'nin
zenginliğiyiz. Biz bir Türk ebrusuyuz. Büyük Hünkâr'ın
belirttiği gibi, bir olalım, iri olalım, diri olalım;
gelin canlar bir olalım.
SİNAN AYGÜN (ATO Başkanı):
Türkiye'yi Alevi-Sünni olarak bölme gayreti içinde
olanlara güzel bir cevap. Geçmişte yaşanmış olayları
yaşanmamış kabul ediyorum. Bu birlik beraberliği bundan
sonra bütün Türkiye'nin el ele yapması lazım. Alevi ve
Sünni'si ile beraberiz. Ayrımız gayrımız yok. Oyunlara
gelmeyeceğiz.
HASAN CANPOLAT (Sivas Valisi):
Türkiye'nin böyle fotoğraflara, olumlu mesajlara
ihtiyacı var. Sivas’la ilgili olumsuz her gelişmeyi,
biraz da abartarak veren medyamız güzel gelişmelere
duyarsız kalıyor. Sivas'ın maalesef bir gerçek imajı bir
de oluşturulmuş imajı var. Niye böyle olmuş, üzerinde
durmak lazım. Büyük şehirlere göçenlerin Sivas'ı temsili
birebir olmamış. Parçalarını yansıtmışlar. Sivas'ın
Türkiye'nin birliği içerisinde nerede durduğunu önce
Sivaslılar bilmeli. Medya Sivas'ta 2 Temmuz'da geliyor
ama el ele halay tutuşanlara gelmiyor. Köy, ilçe kimliği
etrafında buluşanlar şimdi ortak paydada buluşuyor.
Geçmiş yüz yılların kavgalarını, önümüzdeki yüz yıllara
taşıyamayız. İstanbul ve Almanya'da yaşayan
hemşerilerimizin, Sivas'taki birlik-beraberliğin 10 yıl
gerisinden geldiklerini gördüm. Yıllar önce terk
ettiğimiz inanç ayrılıkları etrafında kümelenmişler.
ASDEF, bunun kırılması yönünde atılmış önemli bir
adımdır. Ancak, bu iyi başlangıcın aynı şekilde devam
ettirilmesi de lazım.
HASAN DOĞAN (Avukat-Alevi
temsilcisi): Madımak gibi gayri insani acı olaylar
yaşanmışsa da, eminim tüm Sivaslı hemşerilerimiz bunları
nefretle kınamaktadır. İnanıyorum, Alevi-Sünni,
Kürt-Türk, birlikte Sivas'ın yollarında el ele
yürüyeceğiz. Bundan böyle, geçmişin acı olayları
Sivas'ın tarihinden silinecektir.
HAYDAR YILMAZ (Eski
Çankaya Belediye Başkanı): Bize düşen, ayrım yapmaksızın
kenetlenmeyi sağlamaktır. Madem arkadaşlar böyle bir
çalışma başlattı. Üzerimize düşen katkıyı yaparız.
Sivaslıların, hangi sıkıntıları yaşadığını,
ayrımcılıktan ne çektiğini biliyoruz. Bunları gördükten
sonra, el birliğiyle hareket edilmesi gerektiğine
inanıyoruz.
SELAMİ UZUN (AK Parti Sivas
Milletvekili): Biz, bu topraklarda el yanık ayak çıplak
dolaşsak da, son model arabalarımıza yaslansak da
beraberiz. Bu birlikteliği sağlayanları kutlamak gerek.
İSMAİL DEĞERLİ (CHP Ankara Milletvekili): Anadolu
mozaiğinin en güzel örneğini Sivas verir. Ne yazık ki,
tarih boyunca bu insanları sıkıntıya düşüren, onlar
arasına nifak sokanlar olmuştur. Ama Sivaslılar çok şey
öğrenmiştir Anadolu erenlerinden. Hoşgörüyü Mevlana'dan,
hak aramayı Pir Sultan'dan, insan sevgisini Yunus'tan.
Geçmişten ders alıp, geleceği ona göre yönlendirmeliyiz.
Bu birliktelik, gelecekte de devam etsin. Sıkıntı
olmasın. Türkiye, bu buluşmayı örnek alsın.
Alevilerin 'gayrimüslim' olmasını
isteyenler var
"...Dışarıda, Almanya'da,
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu'nun desteklediğini biliyoruz. İçerde
ise güçlü destekçiler var. İçerdekiler Alevilerin gayri müslimleşmesini
istiyorlar. İki nedenle istiyorlar bunu. Devletin içinde odaklanmış bir grup
Alevi, inançlarına dönerlerse Şiileşeceklerini düşünüyor. Bu dönüşün,
Türkiye'nin büyük Şii komşusu tarafından kullanılabileceği endişesi
içindeler. İkincisi ise Aleviler Sünnileşirse ya da laikliği bu kadar güçlü
savunmaktan vazgeçerlerse, bu sefer İslamcı cephenin güçleneceğini
düşünüyorlar. Devletin içindeki bu gruplar Alevilerin gayri-müslim ya da
dinsiz olmasını iyi bir şey olarak görüyor. Kendi halindeki bu dernek ve
kurumların bu kadar güçlü ses çıkarmaları, devlet içindeki bu gruplar
sayesinde oluyor. Devlet içindeki güçlerle, bu dernek ve kurumların ilişkisi
de var. "Alevi yazar Reha
Çamuroğlu ( 17.06.07)

Diyanet'ten imamlara Alevîlik eğitimi
Cem evlerinde Kur'an-ı
Kerim öğreteceğini açıklayan Diyanet, şimdi de binlerce imamı
Alevilik konusunda bilgilendirme çalışması başlattı. Alevi
önderlerinin destek verdiği projenin amacı, 'karşılıklı anlayışı
geliştirmek' olarak açıklanıyor.Diyanet
İşleri Başkanlığı, Alevilik konusunda bilgi eksikliğini gidermek
için yeni bir uygulama başlattı. Genel istek üzerine cem evlerinde
Kur'an-ı Kerim okuma kursu vereceğini açıklayan Diyanet, şimdi de
binlerce imamı Alevilik hakkında uzman akademisyenler tarafından
bilgilendiriyor.Hizmet içi eğitim seminerlerinde imamlardan yanlış
anlama ve eksik bilgiden kaynaklanan incitici söz ve davranışlardan
kaçınması istenirken, projeye Alevi önderler ve din alimleri büyük
destek verdi.
Projenin amacını anlatan
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Şevki Aydın, Sünni ve
Alevi kesimin birbirini yeterince tanımadığı ve önyargılı
yaklaşımlar içerisinde olduğu tespitinden hareket ettiklerini
belirtiyor. "Alevilerle Sünniler arasında istenmeyen bir gerilim
oluşmuş. Sanki aynı dinin mensupları değiller." diye konuşan Prof.
Dr. Aydın, bu durumu hem İslam açısından hem de ülke bütünlüğü
açısından son derece tehlikeli bulduklarını, Diyanet'in de kendisini
bu konuda sorumlu hissettiğini kaydetti. Aydın, seminer veren
akademisyenleri "alan araştırması yapmış, sağlıklı bilgi sahibi ve
ülke gerçeklerine hakim uzmanlar" olarak tanımlıyor.
|
Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı
Fermani Altun: Ehl-i Sünnet, Ehl-i Beyt'in dışında değildir
İyi
niyetli bir yaklaşım. Ancak yeterli değil. Aleviliğin kendi
inanç önderlerini, âlimlerini yetiştirmesi gerekir. Bu konuda
Diyanet'in de öneriler sunması gerekir. Alevi toplum, değişik
ideolojilerin tesiri altında. Siyasilere büyük görev düşüyor.
'Biz de Aleviyiz' demekle olmuyor. Biz Diyanet'le çok yakın
diyalog içindeyiz. Ancak kamuoyuna karşı birlik olmak
yetmiyor. Yıllarca, ehl-i sünnet, ehl-i beyt dışında gibi
algılanmış. Bu çok yanlış. Bilgi eksikliklerinin giderilmesi
gerekiyor. |
|
|
|
Alevi Dedesi Mehmet Yaman: Ortak
paydada birleşmemiz gerekiyor
Birlik
beraberlik içinde davranmazsak çok büyük sorun yaşarız. Hem
Aleviler hem Sünniler yanlışlar yaptı. Yanlış bilgi ve yanlış
yaklaşımlar ciddi sorunlara yol açtı. Olan olmuştur, artık
bunları geride bırakmamız lazım. Ortak paydada birleşmek şart.
Bu bağlamda Diyanet'in projesi fevkalâde faydalı. Diyanet'in
bugüne kadar yaptığı en önemli işlerden biri. Toplumsal barışa
hizmet eder. Ancak bu dersleri akademisyenlerin yanı sıra
Aleviliği yaşayan insanlar vermeli. |
|
|
|
Karacaahmet Sultan Dergâhı Dedesi Muharrem Ercan: Özünde,
Alevilik-Sünnilik birdir
Diyanet'in
projesine sonuna kadar destek veririz. Bizi boşuna parçalayıp
bölmüşler. İmamların Alevilikle ilgili bilgi sahibi olmasında
büyük fayda var. Bu derslerde dedelerden de yararlanılmalı.
İki toplumun birleşmesine, yakınlaşmasına katkı sağlar.
Özünde, Alevilikle Sünnilik bir. Alevi de Sünni de ehl-i beyte
inanıyor. Aynı Kur'an-ı Kerim'e inanıyor. Aynı Peygamber'e,
aynı Allah'a inanıyor. Yanlış anlamalardan doğan ön yargılar
artık bitmeli. |
Karacaahmet Sultan Dergahı Dedesi
Muharrem Ercan, projeyi sonuna kadar destekleyeceklerini söyleyerek,
bu derslerde dedelerden de yararlanılmasını istedi. Ercan, "Bizi
boşuna parçalayıp bölmüşler. Özünde Alevilikle Sünnilik bir. Boşu
boşuna gerilim oluşmuş, önyargılar oluşmuş. Alevi de, Sünni de Ehli
Beyt'e inanıyor. Aynı Kur'an-ı Kerim'e inanıyor. Aynı Peygamber'e
inanıyor. Yanlış anlamalardan doğan önyargılar artık bitmeli." dedi.
Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun da, böyle bir çalışmada seve
seve görev alabileceğini vurgulayarak, bilgi eksikliğini gidermek
için Alevi alimlerinin yetişmesi gerektiğini, Diyanet'ten bu konuda
da destek beklediklerini dile getirdi.Bazı marjinal grupların
Aleviliği İslam dışı gibi gösterme çabalarına da dikkat çeken Prof.
Dr. Aydın, Diyanet'in belirlediği yeni stratejiyi Zaman'a anlattı.
Din adamlarının öncelikle bilgi anlamında eksikliklerinin
giderileceğinin altını çizen Aydın, "İstiyoruz ki doğru bilgilerle
sağlıklı olarak tanısın. Kulaktan dolma ve önyargı ile beslenen
eksik bilgilerinden kurtulsun." diyor. İmamların ayrıştırıcı ve
itici olamayacağını vurgulayan Aydın, "Onun vazifesi toplumu bütün
farklılıklarıyla kucaklamak, birleştirici, bütünleştirici olmak."
ifadelerini kullanıyor.Dinlerarası diyalog çalışmalarıyla farklı
dinlerdeki insanların dostluklar kurduğuna dikkat çeken Aydın, "Yanı
başımızdaki dindaşlarımıza sahip çıkmıyoruz. Alevi kardeşlerimizi
ihmal ediyoruz." diyerek özeleştiride bulunuyor. Bazı marjinal
grupların Alevileri istismar etme gayretinde olduğunu söyleyen
Aydın, şunları ifade ediyor: "Bu durum din ve sosyal barış açısından
sakıncalı. Bunu dinimiz onaylamaz. Biz de seyirci kalamayız."
İmamlara yönelik eğitim projesine destek veren Ehl-i Beyt Vakfı
Başkanı Fermani Altun da böyle bir çalışmada seve seve görev
alabileceğini belirtiyor. Alevi toplumun değişik marjinal
ideolojilerin tesiri altında olduğuna dikkat çeken Altun, Diyanet'in
çabasının tek başına yeterli olmayacağını söylüyor. En önemli
sorunun bilgi eksikliği olduğunu anlatan Altun, Alevi âlimlerin
yetişmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı,
Diyanet'ten bu konuda da görüş ve öneri beklediklerini ifade ediyor.
Cemevlerinde Kur'an eğitimi
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bir başka
projesi ise cem evlerinde Kur'an-ı Kerim öğretilmesi. İkili
görüşmelerinde Alevilerden bu yönde talep geldiğini aktaran Şevki
Aydın, "Kendi aramızda bunun müzakeresini yaptık. Bu taleplere
olumlu cevap verme kararı aldık. İsteyen cem evleri için hemen bir
Kur'an kursu hocası görevlendireceğiz. Kur'an, hem Alevi hem Sünni
kesimin ortak kitabı." diyor. Diyanet'in mezhepler üstü bir kurum
olduğuna işaret eden Şevki Aydın, camiye gelen Sünni vatandaşların
hizmet talebinin karşılandığı gibi Alevilerin hizmet taleplerinin de
aynı şekilde karşılanacağını vurguluyor.
'Cemevinin camı taşlandı' haberi
asılsız
Erzincan'ın Çayırlı ilçesinde bulunan
cem evine kimliği belirsiz kişilerin saldırdığı yönünde yapılan haber
Çayırlı Kaymakamı Abdullah Akdaş tarafından yalanlandı. Kaymakam
Akdaş, "Çayırlı ilçesinde Cem evi yoktur. İlçemizde Hacı Bektaş-ı
Veli Kültür Tanıtma Vakfı'nın bir binası vardır. Bu binanın bir camı
yaklaşık 15 gün önce, bir taş atılmak suretiyle kırılmıştır. Bu konu
abartılmaya çalışılıyor." diye konuştu. CHP Erzincan İl Başkanı
Coşkun Yılmaz da, "Camın nasıl kırıldığı bilinmiyor. Bir çocuk
kırmış olabilir. Konu abartılmak isteniyor. Erzincan ve Çayırlı
ilçesinde Alevi ve Sünniler birlik ve beraberlik içerisinde
yaşamaktadır. Olayın bu kadar abartılmasına gerek yoktur." şeklinde
konuştu.
Alevi kaynakları kitaplaştırılacak
Diyanet bir yandan da Alevi- Bektaşi
kültürünü yansıtan klasikleri kitap haline getirmek için çalışıyor.
Projeyle aralarında Hızırname, Hacı Bektaş Veli'nin Tasvir-i
Besmele'si, Makalat ve Velayetname'si de bulunan 17 eser, Diyanet
tarafından basılacak. Alevi Klasikleri'nin bir kısmı çok cüz'i bir
fiyattan satışa sunulacak, bir kısmı da ücretsiz olarak okuyucuya
ulaştırılacak.
Araştırmacı-Yazar Reha Çamuroğlu: İki toplum birbirini daha iyi
anlayacaktır
Son
yıllarda gerek Diyanet, gerekse ilahiyat fakülteleri din eğitimi
konusunda ciddi ilerleme sağladı. Bu ilerleme imamlara
yansıtılabilirse son derece isabetli olur. Ancak imamlarda,
Alevileri eğitme gibi bir algı oluşmamalı. Sünnilerde oluşan ön
yargıların kırılması ve iki toplumun birbirini anlamalarına yönelik
çalışma yapılmalı. Sayın Ali Bardakoğlu'nun başkanlığında böyle bir
çalışmanın yapılıyor olması tesadüf değil. Diyanet'e gelmiş geçmiş
en iyi başkanlardan biri.
( Zaman :10/02/2007)
|
|
BİR SUNNÎ OLARAK YUKARIDAKİ TANIMA UYAN TÜM ALEVİ
KARDEŞLERİMİ CANDAN KUCAKLIYOR, İKİ CİHANDA YÜZLERİNİN AK OLMASINI YÜCE
MEVLA'DAN NİYAZ EDİYOR, EN KISA ZAMANDA -INSALLAH DUNYA EHLI BEYT
VAKFI BASTA OLMAK UZERE - TUM ALEVI KARDESLERIMIZIN BU " ILAH :ALLAH ,
RESUL: HZ. MUHAMMED, HALIFE HZ. ALI " FORMULU ALTINDA BIRLESMESINI UMIT VE
NIYAZ EDIYORUZ...
TÜM ALEVİ KARDEŞLERİMİZE SELAMLAR !
NOT:ALEVİ DİN ANLAYIŞINA KATILMADIĞIMIZ NOKTALAR OLMASINA RAĞMEN
BİZ BU TANIMA UYAN TÜM KARDEŞLERİMİZE KUCAK AÇTIĞIMIZ GİBİ , ALEVİ
KARDEŞLERİMİZİN DE AYNI SEVGİ VE MUHABBETİ SUNNÎ KARDEŞLERİNE GÖSTERECEĞİNİ
UMUT EDİYOR, AYIRIMCILIKTAN RANT SAĞLAYANLARIN ORTADAN KALKTIĞI
KUTLU GÜNLERE KAVUŞMAYI RAHMAN VE RAHÎM OLAN YÜCE ALLAH'TAN NİYAZ EDİYORUZ .
İŞTE BU-NLAR-
ALEVİLİK DEĞİL -
Bizce ! -
|
Alevi Bektaşi Federasyonu
Genel Başkan Yardımcısı Ali Kenanoğlu, Üsküdar Rasathane
İlköğretim Okulu'nda okuyan oğlu Mustafa Berkay 4. sınıfa
geçtiğinde, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne başvurdu.
Kenanoğlu, 4. sınıfta zorunlu din dersi okutulduğunu, Alevi
olduklarını, dini ve felsefi inançlarına uygun olmayan dersten
oğlunun muaf tulması gerektiğini belirtti.İstanbul İl
Milli Eğitim Müdürlüğü, talebe herhangi bir yanıt vermedi.
Mevzuata göre bu "olumsuz yanıt" sayıldığından, Kenanoğlu
İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nde dava açtı.Valilik
savunması:İl Milli Eğitim Müdürlüğü adına mahkemeye savunma
gönderen Vali Yardımcısı Ali Sözen, Anayasa'nın 24. maddesine göre,
din dersinin zorunlu olduğunu, Eğitim Öğretim Yüksek Kurulu
Başkanlığı'nın 1990 tarihli kararına göre, sadece azınlık
okullarında okumayan Hıristiyan ve Musevi öğrencilerin bu dersten muaf
tutulabileceğini ifade etti. Sözen, davacının, farklı dinden olduğuna
dair herhangi bir beyanı bulunmadığını kaydetti.Mahkeme, kararın
yürütmesini 30 Aralık 2005'te durdurdu. Geçen hafta taraflara tebliğ
edilen kararda, Anayasa'nın 24. maddesine göre herkesin, vicdan, dini
inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğu, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi'nin 9. maddesinin de aynı yönde olduğu ifade edildi.
Kararda, uluslararası anlaşmalarla yasaların çeliştiği durumlarda,
anlaşmaların uygulanacağı vurgulanırken, Anayasa'nın din derslerini
İslama mensup olanlar için zorunlu saydığının kabul edilmesi gerektiği,
aksini düşünmenin dini inancın korunması ilkesiyle çelişeceği
belirtildi.Dilekçesi dikkate alındı:1990 tarihli kararın asıl
amacının, İslam dinine mensup olmayanların zorunlu din dersi almaması
olduğu ifade edilen kararda, Kenanoğlu'nun dersin dini ve felsefi
inancına uygun olmadığını belirten bir dilekçesi bulunduğu
anımsatıldı.Valilik bu karara Bölge İdare Mahkemesi'nde itiraz edebilecek.
Mahkeme, yürütmeyi durdurma kararını kaldırırsa, Kenanoğlu ailesi 5.
İdare Mahkemesi'nin davayı esastan sonuçlandırmasını bekleyecek. Bölge
İdare Mahkemesi kararı yerinde bulursa, dava emsal niteliği
oluşturacak. (
Milliyet :17 Nisan 2006 )
'Din dersi zorunlu olmaz'
İstanbul 5.İdare Mahkemesi,
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ali
Kenanoğlu’nun ilkokul dördüncü sınıfa giden oğlunun zorunlu
din derslerine girmemesi için açtığı davada “Zorunlu din dersi
inanç özgürlüğüne aykırı” kararı verdi.(
Milliyet 24 Kasım
2006 )
İSLAM DIŞINDAYIZ,
ANADOLU'NUN TA KENDİSİYİZ (Galip
KARAKUŞ,Cumhuriyet:06.12.2007)
BİZİM NOTUMU:ALEVİ KARDEŞLERİMİZİN:"DIN DERSİNDE ALEVİLİKTE
OKUTULSUN" TEKLİFİNİ ANLARIZ AMA DİN DERSİNİN KALDIRILMASINI İSTEMEK
ÇOK FARKLI ANLAMLARA RAHATLIKLA ÇEKİLEBİLİR...


Hacı Bektaş-ı
Veli Kültür Merkezi Vakfı Genel Başkanı Hasan Meşeli, Aleviler üzerinde
yeni oyunlar oynandığını, Sünnilerle Alevilerin karşı karşıya getirilmek
istendiğini belirterek, “Yeni Madımak’lar oluşturma gayretleri var.”
diyor. Meşeli, ayrıca, bazı Alevi dernek ve vakıfların başında “ateist”
insanların olduğunu iddia ediyor. Aksiyon:
15.08.2005
İnönü
Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Salim Cöhce: Sünni İslam’ın
dışından bir Alevilik tezi ortaya atıldı. Bu da içi boş bir Aleviliği doğurdu.
Ateist olan Alevilerin yanı sıra Hıristiyanlaşan Alevi gruplar çıktı ortaya.
Almanya’da 15 bin Alevi Hıristiyan oldu.
-Alevilerin bir kısmı neden Hıristiyanlığı seçiyor?
Zaten asıl problem orada. Dünya Kiliseler Birliği, Aleviler üzerinden
misyonerlik faaliyetlerine başladı. Bu noktada Almanya’ya dikkat çekmek
istiyorum. ABD ile enerji kaynakları konusunda bir mücadeleye giren Almanya,
Protestan Hıristiyanları kullanarak Türkiye üzerinde nüfuz sağlamaya çalışıyor.
Mesela, Doğu’daki 18 üniversiteyi kendisine göre tasnif ediyor. Kürtler,
Aleviler ve karma modelleri devreye sokuyor. 30.04.2007
BİZ; ALEVİ-Şİİ- VE SÜNNİ MÜSLÜMAN BİR TOPLUMUZ!
ÜZERİMİZDE OYNANMAYA ÇALIŞILAN
BÖLME, İSLAM'DAN UZAKLAŞTIRMA,..İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNİN ÇALIŞMALARINA DİKKAT !
|
BIR MAIL :
MERHABALAR...BÖYLE
BİR SİTE HAZIRLADIĞINIZ İÇİN İLK ÖNCE TEŞEKKÜRLERİMİ BİLDİRİYORUM....ALEVİ
BİR İNSAN OLARAK DİNİME DÜŞKÜN BİR BİREY OLARAK YAŞAMIMI SÜRDÜRÜYORUM..
ALEVİLİĞİN YANLIŞ TANIMLANMASI HER ALEVİ VATANDAŞIMIZ GİBİ BENİ DE
ÜZMEKTEDİR .. ALEVİLİK HZ.ALİ'Yİ SEVEN ANLAMINA
GELDİĞİNDEN ÖTÜRÜ BEN ALEVİ OLUŞUMDAN DOLAYI
GURUR DUYUYORUM..SİTENİZDE ALEVİLİĞE YER AYIRDIĞINIZ İÇİN AYRICA MUTLU
OLDUM..SİZİN ARACILIĞINIZLA BURADAN DİN KARDEŞLERİME ŞUNLARI SÖYLEMEK
İSTİYORUM:HAYATIMIZI İNSAN AYRIMI YAPARAK GEÇİRMEYELİM ALEVİ-SÜNNİ
İNSANLARIMIZ HEP BİR ARADA OLMAYA ÖZEN GÖSTERELİM YAKINLAŞMAKTAN KAÇARSAK
BİRBİRİMİZİ TANIYAMAYIZ BU DA DAHA ÇOK YANLIŞ BİLGİYLE DOLMAMIZA SEBEP
OLUR...ALLAH'A EMANET OLUN ALLAH İÇİNİZİ İNSAN SEVGİSİYLE DOLDURSUN.
is-amas..@hotmail.com